KÖKBÖRÜ (Oğlak Kapma) OYUNU

“Kökpar” veya “Oğlak Tartış” olarak bilinen ve Farslılarca “Buzkaşi” olarak da adlandırılan Kökbörü Oyunu Orta Asya coğrafyasında oynanan eski Türk oyunudur.
İki takım halinde idman oyunu olarak oynanan oyunda “Karşılaşma esnasında oyuncu değişikliklerini yapma konusunda herhangi bir sınırlama yoktur. Oyunun cereyan ettiği saha yaklaşık olarak futbol sahası büyüklüğünde olup 200 x 80 m ölçülerine sahiptir. Sahanın her iki tarafındaki yüksek çukur biçimindeki kalelerin arasında ise 140 metrelik bir mesafe olmalıdır. Kalelerin arkasında da; oyuncuların mücadelelerini orada da rahat olarak devam ettirebilmeleri için 30’ar metre uzunluğunda serbest mesafe bırakılır. Daha önce de belirtildiği gibi kaleler, duvarları yuvarlak bir çukur biçiminde olup kalenin genel yüksekliği 1.20m, alt çapı 4.40 m, üst çapı ise 3.20 m’dir. Dibi geniş, üst kısmı ise daha dar biçimli bir keke benzeyen yuvarlak kalenin ortasında 50cm derinlikte ve 2 m çapta bir çukur vardır.
Oyunda kullanılan; “Keçi” anlamına gelen “içki” topu olarak adlandırılan ortalama 30-35 kg ağırlığında, kimi zaman ise 60 kg ağırlığında da olan oğlağın, başı kesilerek iç organları çıkarılır. Karın boşluğuna saman doldurulur. Sonra oğlağın karnı dikilir ve o gece istenirse su içine bırakılır. Oğlağın su içinde bırakılmasıyla ertesi gün hayvanın ağırlığı beş on kilo daha artar. Burada özellikle belirtilmesi gereken husus, birbirine kindarlık derecesinde düşman olan yarışmacıların saha içinde aynı anda olmamasına özen gösterilmesidir.
Kökbörü oyunu eskiden hiç bir sınırlama, ve kurallar olmaksızın oynanırdı. Bu bakımdan bu oyun, cesaret sahibi, bileği güçlü ve çevik yiğitler arasında oynanırdı. Ancak sakatlanmaların yoğunlaşmasıyla beraber, yiğitleri korumak için sınırlamalar ve kurallar belirlenmiştir. “Onar dakikalık aralar olmak üzere toplam 20’şer dakikalık üç devre halinde oynanan “Kök Börü” (Orta Asya’nın başka ülkelerinde ise bu devreler daha kısa olup 15’er dakikalıktır) oyununda belirlenmiş kurallar mevcutur, ancak oyunda uygulanan kuralların ve verilen cezaların da bu oyuna özgü olduğunu belirtmek gerekir. “Örneğin, kasıtlı olarak atını karşıt takım oyuncusunun atının üzerine yürüten ve çarpışmaya neden olan oyuncu kendi kalesine “bullit” denen penaltı uygulamasına yol açmaktadır. Ceza uygulaması ise şu biçimde gerçekleştirilmektedir: Sahanın ortasında, ceza vuruşunu kullanacak olan takımın oyuncusu eşliğinde “içki”li (oğlaklı olarak) yerini olmakta, bunun 30 metrelik mesafede arkasından ise cezayı yiyen takımın oyuncusu konumlandırılmaktadır. Yargıcı (hakem)’nın ıslık çalmasıyla elinde “içki”yi (oğlağı) tutan oyuncu hedefi olan kaleye doğru atını yürütmekte ve hızlanmakta. Arkasındaki oyuncu ise onun takibine girişmekte. Ancak takip eden takip edilenin önüne geçmeden hep geriden ilerlemek zorunda, aksi durumda, yani cezayı kullanan oyuncunun önüne geçtiğinde takipçi oyuncu geriye dönme şansını otomatik yitirmekte, dolayısıyla öbür oyuncu rahatlıkla içkiyi götürüp kalenin içine atabilme şansını kullanabilmektedir. “
Savunma ve hücum ağırlıklı olarak oynanan ve oyun içerisinde çeşitli taktikler içeren bu oyundaki amaç; başı kesik ve içi boşaltımış ve karnı dikilmiş bir oğlağı, at üstünde taşıyarak belirli mesafeyi aşmak veya düzlüğün ortasında bulunan bayrağın etrafında önceden belirlenen sayıda tur atmaktır. Dörtnala atlarını koşturuken, eğerden kayarak oğlağı yerden almaya veya rakip oyuncunun elinden kapmaya çalışırlar. Oğlağı taşıyan atlıyla beraber diğer oyuncular da oğlağı kapmak için yarışır. Oğlağı yerden kapan binici, onu eğerinin üstüne yerleştirir veya bir ayağı ile kıstırarak sıkıca tutar, takım arkadaşları da oğlağı saklamaya ve rakiplerin saldırılarından korumaya böylece oğlağı taşıyan oyuncunun daha rahat hareket etmesini sağlamaya çalışırlar. Atlıların birbirine kamçılarıyla vurmaları serbesttir. Böylece taşıyıcı atlının direnci kırılır. Oğlağın yere düşmesi durumunda ise süvariler at üstünden eğilerek yerdeki oğlağı almaya çalışırlar. Yere inmek de serbesttir, fakat diğer atlılardan gelecek darbeler ölümcül olacağından ve zaman kaybedileceğinden dolayı at üstünde kalmak tercih edilir.
Bu atlı spor oyununa izleme güzelliğini veren de zaten süvarinin atı üstünde yaptığı bu çevik hareketlerdir. Atına en çok hakim olan ve en çevik çopendoz (atlı) sahada da en etkili olandır. Bu oyundaki esas amaç; at üzerindeki maharetlerin geliştirilmesi, binicilerin ve atların uyumu ve savaşa hazırlanmasıdır. (Timur Devletov’un, Ali İnal’ın yazılarından faydalanılmıştır)