CİRİT OYUNU

“Çavgan” da denilen “Cirit”, Türklerin yüzyıllardan beri at üzerinde oynadıkları bir ata sporudur. Türkistan coğrafyasından Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Anadolu’ya taşınan “Cirit”, bir tür atlı savaş oyunudur. Cirit oyunu; hem savaşcıları hem de atları savaşa hazırlayan bir tür beden eğitimidir. Diğer silahların ortaya çıkmasıyla 19 yüzyıldan itibaren “gösteri oyunu”na dönüşen Cirit, aynı zamanda tehlikeli bir spor oyunu olmasından dolayı 1826 yılında Osmanlı Sultanı II. Mahmud tarafından yasaklanmıştır.

Davul zurna eşliğinde oynanan Cirit Oyunu’nda 2 takım bulunur. “Bu takımlar 70 ilâ 120 metre genişliğindeki bir alanda karşılıklı olarak alanın en gerisinde 5’er, 6’şar veya 7’şer kişi (veya 12’er kişi) karşılıklı olarak atları ile dizilirler. Ciritçiler bölgesel giyimleriyle atlarına biner. Sağ ellerine atacakları ilk ciriti, diğer ellerine de yedek ve kamçı alırlar. İki tarafın birinden bir atlı öne fırlar, karşı dizinin önüne 30-40 metre kadar yaklaşır. Alay durağındaki rakip takım oyuncularından biri sağ elindeki ciriti rakip atlılardan birisinin önüne ciriti savurur, sonra geri döner, atını kendi dizisine doğru mahmuzlar. Karşı tarafın oyuncusu ise önüne atılan ciriti yerden alır ve hızla ciriti atan rakip atlıyı takip eder, elindeki ciriti geri dönüp kaçan rakibi, belirlenen alana ulaşmadan cirit ile omuzuna, sırtına veya rakip atın sağrısına vurmaya çalışır. Bu kez ilk oyuncunun çıktığı sıradan diğer bir ciritçi onu karşılar. İkinci diziden çıkan, sırasındaki yerini almak için süratle yerine dönmeye çalışır. Bu defa rakibi onu kovalar ve ciritini atar. Kovalamalar esnasında ise arkadaşları da yardımcı olmaya çalışır. Eğer ciritci attığı “çavganı”, rakibe değil de ata isabet ettirmişse bir sayı kaybeder.”